İnsan hastalıklarını evrimsel bakış açısından değerlendirmenin önemi tartışma götürmez. Yukarda değindiğimiz hastalık tanımına dönelim....
Hastalık, genel olarak, canlı bir yaratığın yeterince açık işaret ve belirti verecek kadar normal fizyolojik durumundan uzaklaşması olarak kabul edilebilir.....
Bu yüzeyel bir tanımlamadır. Bu tanımlama doğal yasalar karşısında hastalığın ne olduğuna değinmemektedir. Hastalığı bencil bir perspektiften, canlının (hastanın) bireysel görüş açısından, değerlendirmektedir. Bu tanımlamaya göre insan için zararlı herşey hastalık olabilir. Bu durumda “hastalık zararlı ve kaçınılması gereken bir durumdur. Olmasa da olur” diyebilir miyiz?
Dememeliyiz.. Çünkü hiç bir şey bu çıkarsamadan daha uzak olamaz. Hastalık zararlı da olabilir, yararlı da... Bazı hastalıklar, hatta hastalıkların çoğu bireyler için zararlıdır belki ama, tür için kesin olarak yararlıdır.
Kaçınılması ise olanaksızdır.
Olmasa olmaz. Hastalık olacaktır. Olmaya mecburdur.
Canlılar var oldukca hastalıklar da var olacaklardır. Çünkü hastalıklar, doğanın canlılara empoze ettiği baskılardır. Onlar karşısında canlı bir adaptasyon yapacak ve doğa sağlam ve güçlü olanı seçecektir.
Bu bir doğa yasasıdır.
Günümüzde pratik edilen tıp elbette bu yasayı dikkate almaz. Bu yasaya önem vermeden hasta tedavi eden tıp uzun vadede insanlığa zararlı olabilir. Evrimsel biyolojik ilkeleri dikkate alarak hasta tedavi etmek hastaları ölüme terketmek değildir. Aşağıda ne demek istediğimi açıklamaya çalışacağım.
Tıpda antibiyotiklerin en yaygın kullanılma alanı soğuk algınlıklardır. Viruslara bağlı olarak ortaya çıkan bu hastalıklarda antibiyotikler yararsızdır. İkincil olarak ortaya çıkması muhtemel hayali enfeksiyonları önlemek için kullanılmaları, ilkel bir nedendir. Kabul edilemez. Evrimsel tıp antibiyotiklerin rastgele kullanılmasına karşıdır. Antibiyotik kullanma son derece yakından denetlenmeli ve antibiyotikler yalnız özel reçetelerle ve ancak yararlı oldukları kanıtlandıktan sonra, kullanılmalıdır.
Dezenfekte eden ve böcek ve haşereleri öldürmeyi amaçlayan ilaç ve kimyasal maddeler de dikkatli kullanılmalıdır. DDT’nin verdiği zararları unutmamak gerekir. Her fırsatta biyolojik dengeyi sağlayan doğal yöntemler yeğlenmelidir. Zararlı haşereler doğal düşmanlarına yok ettirilmeye çalışılmalıdır.
Hastalıkların gerçek doğası evrimsel biyoloji dikkate alınarak saptanmalı ve tedavi onlara hitabetmelidir. Bunun için daha çok erkendir. İnsan genomu ortaya konmuş ve gen sayısı saptanmıştır ama henüz bu yaklaşık 30 bin genin çok azının ürünü bilinmektedir. Daha da kötüsü bu genlerin birbirleri ile olan ilişkileri hakkında bilinenler çok azdır. Daha en azından 100 yıl, belki daha da uzun yıllar araştırmak gerekecektir. Genlerle ilgili sırlara kısa bir zaman dilimi içinde vakıf olmak mümkün değildir. Her şeyin bir zamanı vardır. İnsan genomu projesine devam edilmeli ve bu konu asla ihmal edilmemelidir. İnsan genom projesinin bir başka yararı da insanın diğer hayvanlar arasındaki yeri ve önemini çok daha anlamlı bir şekilde ortaya koyacak olmasıdır.
Tıbbın aynı zamanda sosyal bir bilim dalı olduğu her seferinde hatırlanmalı ve asla unutulmamalıdır. Hastayı doktora götüren nedenlerin çoğu fiziksel değil, psikolojik bozukluklardır. Hastalıkların birçoğunu ilaçsız tedavi etmek mümkündür.
Hastalıkların tedavisine verilen önem kadar, önlemlerine de önem vermek gerekmekedir. Bu da evrimsel ilkeleri iyi bilmeyi gerektirir. Size daha önce “pleiotropi” denen bir genetik ilkeden bahsetmiştim. Bu ilkeye göre ileri yaşlarda ortaya çıkan hastalıkların nedeninin, gençlik döneminde yararlı olan genler ve onların ürünleri olduğuna değinmiştim. Bu gerçeği dikkate alarak, insanlar için yeni ve değişik bir yaşam tarzı tasarımlanabilir. İleri yaşlarda görülen hipertansiyon, diyabet, kalp ve damar hastalıkları, hemiplejiler ve çeşitli sinir sistemi bozuklukları, hatta multiple sklerozis ve Alzheimer demansı gibi etiyolojileri bilinmeyen hastalıklar ve immünite bozukluklarına bağlı olarak ortaya çıkan bazı hastalıklar, gençlik yıllarında alınan tedbirlerle önlenebilir. Şu anda bu konuda hemen hiç bir şey bilinmemektedir. Ya da bilinenler çok azdır. İlerde bu konuda yeterince bilgi birikimi olacaktır. Bu da evrimsel tıbba verilecek önemle hızlandırılabilir.
Devam edecek....
Comments