Kökeni ne olursa olsun her türlü inanç, inananları inandıklarının gözünden görmeye zorlayan eğilimlerdir. İslam bir inançtır. Müslüman kişi dünyayı Muhammed’in gözünden görür ve O’nun öğretileri ile yaşar. Kendi görüşü yoktur.
Aslında bu yaklaşım pek mümkün değildir. Müslüman’lar Muhammed’i taklit ederek yaşamaya çalışırlar ama, hiç birisi bunda başarılı olamaz. Yedinci yüzyılın erkeği ile 21’nci yüzyılın erkekleri arasında derin bir zaman, felsefe, anlayış, çağ ve kültür farkı vardır. Bu yüzden Müslüman’lar ister istemez dünyayı biraz da kendi gözleri ile görürler ama, Muhammed'in görüşleri de bu görüşe katıldığı için, gözlemlenen dünya çarpık, yamuk ve iğretidir.
Çeşitli ideolojilere inananların dünya görüşü de oldukça çarpıktır. Nazi ve faşistlerin, terörist örgütlere üye olanların dünyaya bakışı, özgürlük ve demokrasiye inananlardan oldukça farklıdır. O görüşlerde umut ve iyimserlik yoktur. Onlara korku, intikam, tehdit, aşağılama, kötüleme gibi ilkel içgüdüsel duygular hakimdir. Sosyal olaylar onlar tarafından yanlış yorumlanırlar. Onları kendi görüşlerine uygun olarak yorumlamak isteyen teröristler, kendi görüşlerini çeşitli terörist eylemlemlerle başkalarına zorlarlar. Ortaya çıkan kaosu kendi görüşlerinin gerçek manifestasyonu sanar teröristler. Oysa ortaya çıkan durum kendiliğinden değil, zorlama sonucu manifest olmuştur.
Komünizmi de bu bağlamda incelemek mümkündür. Marx’dan adapte ve çoğu kere modifiye edilen kuramsal görüşler toplumlara zorlanınca, hastalıklı bir toplumun varlığı ile karşılaşılır. Ama bu toplum komünizmi implante etmeden önce bu kadar hasta değildir. Ya da bu tür bir hastalıktan yakınmıyordur. Toplumun yapısı ve sorunları değişmiştir.. Komünistin varlığını sürdürmesine daha uygun koşullar ortaya çıkar ve komünist o koşulları kendi yarattığını bilmeden, ya da bilmek istemeden orada tırmanmaya ve ne kadar haklı olduğunu bütün dünyaya haykırarak demonstre etmeye başlar....
Dünyayı başkalarının gözünden görmenin çeşitli şekilleri olduğu kuşkusuzdur.. Bir ideale bağlanan ve onun uğruna ölmeyi göze alan her insan dünyayı kendi gözlerinden görmeyi terkeder. O ideali yaratanların gözünden görmeye başlar. Bir Müslüman için kafirler her yerdedir. Bir komünist baktığı her köşede kapitalist burjuvaları görür. Terörist için polis her köşe başını tutan bir düşmandır. Nazi'ler Yahudilerin dünya ekonomisini ele geçirdiklerine inanırlar.. Kendi ırkları dışında insanlığa sıcak bakmazlar....
Dünyayı başkalarının gözünden görmek makbul bir şey değildir.
Kendi kişisel görüşlerini ekzotik bir eğilim uğruna feda edenler, bu tuzağa düşerler. Normalden az da olsa uzaklaşan bir eğilim, ne kadar ileri ve özgün olursa olsun, ne kadar üstün meziyetlere bürünürse bürünsün, ne kadar çağdaş niteliklere sahip olursa olsun, yeğlenmemelidir.
Ateizmi ben yalın bir ilke olarak düşünüyorum... Düşündüğüm ateizm spesifik bir dünya görüşü değildir. Ateist dünyayı başkalarının gözünden değil, yalnız kendi gözünden görmelidir. Ama yanıldığımı da biliyorum. Ateistlerin bir çoğunun dünyayı çarpıtarak görmelerine neden olan bazı inançlara ve günümüzde sapkın olarak kabul edilmeye başlanan eğilimlere sahip olduğunu biliyorum. Bazıları dünyayı, bütün ateistlerin komünist olmaları gerektiğini düşünecek kadar dar bir bakış açısından görebiliyorlar.. Diğer ateistler arsında Kürtçüler de olabiliyor, Naziler ve faşistler de.. Sosyal demokrasiye inananları ben normalden sapmışlar olarak kabul etmiyorum. Ancak ortanın epeyi sağında veya solunda olanların sapkın olduklarını düşünüyorum..
Sapkın bir idealle birleşen ateizm bence yozlaşmış bir eğilimdir. Bu tür ateist dünyayı kendi gözünden göremez.. Günlük olayları inandığı, din dışı bir dizi inançlar silsilesine dayanarak görür ve yorumlar. Bu görüş açısının dine ve bir Tanrı’ya inananların bakış açısından daha sağlıklı olduğunu sanmıyorum....
Ben ateizmi yalın haliyle seviyor ve kucaklıyorum.. Dogmatik bir inançla birlikte olan ateizmi reddediyorum..
Selamlar
HACI
sayın bayım,
"Dünya yı başkalarının gözünden görmek"i eleştirirken aynı zamanda başkalarının gözünden bağımsız bir dünya algılamasının nasıl olabileceği konusundaki sav larınızla da bizi aydınlatırsanız seviniriz.
Örneğin komünizmle koşut olmadan sürdürülebilir bir ateizm fikrinin nedenselliği konusundaki açılımınız ve bu ayakları toplumsal dinamiklerden soyut bir ateist profilinin gerçekte nasıl bir dinamiğin kucağında düzüldüğü konusunda da düşüncelerinizi bilmek isteriz.
Posted by: tamer | June 13, 2008 at 07:49 AM