16 Mart, Batı atçılık ve koşuculuk tarihinin önemli bir günü ve Byerley Türk’ün ölümünün 305’inci yıldönümüdür.
Bylerley Türk, doru bir Türk savaş atıdır.
Çok genç yaşında, İkinci Viyana kuşatmasına katılmış, daha sonra Buda kuşatmasında seyisi ile birlikte esir alınarak İngiltere’ye götürülmüş ve orada Byerley isimli bir İngiliz albaya satılmıştır.
O tarihten itibaren Byerley Türk adı ile bilinir.
25 yıllık kısa ömrüne, kahraman bir gazi ve son derece görkemli bir at olarak, biz insanların çoğundan daha değerli başarılar sığdırmış, seceresi Batı dünyasının bütün yarış atlarında devam etmiş, mitolojik karakteri ve ünü günümüze kadar ulaşmıştır.
Herşeyden önce saf ve gerçek bir Türk atı olarak şan ve şerefimizi, biz Viyana ve Buda yenilgilerinden sonra geri çekilirken, o yüceltmiş, günümüze dek taşıdığı Türk adının onur, gurur ve saygınlığını devam ettirmiştir.
Bu muhteşem Türk savaş atının başarılarına şapkamı çıkarıyor, ölüm gününde onu, tutamadığım göz yaşlarımı silmeye çalışarak, huşu içinde anımsıyorum. Ruhu şad olsun.
Byerley Türk, Godolphin Barb ve Darley Arabian ile birlikte,
önemli ve başarılı bütün Batı yarış atlarının atasıdır.
Hristiyan’lar
tarafından esir alınan ve önce savaşa ve yarışlara sokulduktan sonra damızlık
olarak kullanılan Türk savaş atlarının ilki ve en önemlisidir.
Son derece görkemli, iri, yalnız kendisine iyi bakan ve hoşnut eden sahibine sadık, vahşi, bağımsız ve kendi başına buyruk Asya kökenli gerçek bir Türk atıdır. Arap atı değildir.
Beyerley Türk, Balkanlarda bir yerde, 1678 yılının fırtınalı bir Haziran gecesi sabaha karşı, gök gürültüleri ve yıldırımlar arasında, kendisi gibi doru, Zarif adlı bir Karaman kısrağına doğmuştur. İsmi Ateş olan demirkır babası da kendisi gibi ele avuca sığmaz bir aygır ve gazi savaş atıdır.
Rengi annesine, huyu ise babasına çekmiştir. Fırtınalı bir gecede hamileliğinin son anlarını yaşamakta olan Zarif ahırdan kaçarak gecenin zifiri karanlığında kaybolmuş ve ertesi sabah, nehir kenarında doğurduğu tayı ile birlikte, çiftliğe geri dönmüştür.
Byerley Türk’ün anne ve babsının isimlerinden oluşturulan Türkçe bir adı da vardır. Babasının Ateş adının ilk harfi olan A, annesinin Zarif adının ilk harfleri olan Zar ile birleştirilmiş ve kendisine, ateş çocuğu anlamına gelen Azarax ismi verilmiştir.
Yaşamının yaklaşık ilk 10 yılını savaştan savaşa tehlike ve macera içinde geçiren Azarax, bu süreyi hep, kendisine doğduğu günden beri büyük bir şefkat, özen ve itinayla bakan seyisi ile geçirmiş, onunla birlikte esir alınmış ve yine onunla birlikte İngiltere’ye götürülmüştür. Byerley Türk’e aynı seyis İngiltere’de bir yıl kadar daha bakmış, sonra bir gün kayıplara karışmıştır.
Byeley Türk her ne kadar savaşlarda kaybettiği yakın
arkadaşları olan diğer savaş atlarının arkasından birkaç gün kişneyerek matem
tutmuş ve sonra onları unutmuş ise de, seyisini unutması haftalar almıştır.
Bu arada yemek içmekten kesilmiş ve giderek zayıflamaya
başlamıştır.
Albay Byerley, bir kaç ay önce umulmadık bir şekilde bir yarış
kazanan, hayranlık duyduğu bu muhteşem Türk savaş ve yarış atının sağlığını
uzaktan endişe ile izlemiş ve bir gün kendisine yaşadığı ikâmethanede pişirilen
bir pastayı ikram ederek gönlünü kazanmak istemiştir.
Byerley Türk,önüne
konulan arpa ve yulafı reddederken, bu beklenmedik ikrama hayır diyememiş ve
kaybolan seyisinin ardından matem tutmaktan vaz geçerek, albayın arkadaşlık
teklifini kabul etmiştir.
Byerley Türk’ün inanılmaz yaşamı, Türkiye’ye gelip bir at satın alan ve Türkiye’de altı ay at koşturarak araştırma yapan Jeremy James tarafından ölümsüzleştirilmiştir. Kitabın adı:
THE
BYERLEY TURK
The Incredible Story of the World’s First
Thorougbred
Stockpole Books tarafından 2005 yılında yayınlanan bu önemli kitabı, okuması biraz zor da olsa, İngilizce bilen her Türk’e hararetle tavsiye ediyorum.
Kitap bir atın yaşam öyküsünden çok daha fazla bir yapıttır. Aynı zamanda Viyana kuşatmasında ve onu izleyen Türk bozgununda ve daha sonra gelen Buda yenilgisinde yaşanan korkunç acıları dramatik ve gerçekçi bir şekilde bir Türk’ün bakış açısından dile getiren tarhisel bir belgedir de......
Batıda Türk’ün adı bir at tarafından yüceltilirken, Osmanlı imparatorluğunun çöküşünün başlangıcına şahit olunması, çelişkiler dolu tarihimizi süsleyen ve ona renk katan ilginç ironilerden biridir.
Kitabı her ele alışımda duygusallığıma yenik düştüm ve ağladım. Bunu itiraf ediyorum ama, inanın ki utanmıyorum. Yaşamımda kendimi hiç bu kadar duygusal hissetmemiştim. Byerley Türk’ün ölümünü anlatan cümleler her seferinde beni, 305 yıl önce vuku bulan bir trajedinin sonunu sanki hiç beklemiyormuşum gibi, hıçkırıklara boğdu. Bu ilginç deneyimimi sizlerle de paylaşmak istedim.
UZANIP SANA DOKUNMAK......
Fiziksel de olabilir bu temas
ama, ben elbette başka tür dokunmalardan bahsediyorum. Diğerlerinin ruhuna dokunmak. Aklına dokunmak.
Kalbine, maneviyatına, benliğine, kişiliğine, duyarlıklarına dokunmak... Zaman ve mekândan münezzeh olarak dokunmak. Çağ atlayarak dokunmak. Sevdirerek dokunmak. Düşündürerek dokunmak. Özlem duyularak dokunmak. Bazan güldürerek, bazan ağlatarak dokunmak. Nostalji duyguları uyandırarak dokunmak. Pişmanlık duydurarak dokunmak. Övünerek dokunmak..... Gurur duydurarak dokunmak.....
Sana
hürmetle dokunuyorum..
Kalın ve kaba parmaklarım
Önümde duran küçük fizik
varlığınla temas ediyor
Tüylerimin ürperdiğini hissediyorum..
Zarif ve
görkemli aslının
Küçük bir kopyasısın ve
Bir elime sığabiliyorsun...
En ufak bir beyaz noktası olmayan
Siyaha çalan koyu kahve rengi
teninle
Küçücük bir at heykelisin..
Zarif ve mütenasip vücutlu olmana
rağmen
Güçlü ve görkemlisin...
Sen muhteşem bir Türk atısın.
Kimin kime dokunduğu ise ayrı bir olay..
Doğrusunu istersen
Ben
sana değil
Sen bana dokunuyorsun..
Yüzlerce
yıl ötedeki
Gizemli bir dünyadan
Bir ruh gibi geliyor
Ve beni
etkiliyorsun..
Bana verdiğin hazzı ve hüznü
Neş’eyi ve
kederi
Çoşku ve düş kırıklığını
Umut ve umutsuzluğu
Anlatmam
olanaksız..
Beni aynı zamanda hem ağlatıyor
Hem de kahkahalar
boğuyorsun..
Seninle iftihar ediyorum...
Fizik varlığın doğaya
döneli aradan 305 yıl geçti. Ama sen hala bize dokuyor, ruhsallığımıza
hitabediyorsun. Senin de kendi zamanında neler hissettiklerini bilmek isterdik.
Bu elbette olanaksız. Her at aynı şeyleri mi hisseder? Türk savaş atları savaşta
ve barışta hep aynı mı hissederlerdi?
Türk ismini yücelten yalnız
insanlar mıdır? Türk’lerle binlerce yıl omuz omuza savaşan atlar Türk olamaz mı?
Kahraman olan yalnız Türk’ler midir? Türk atları da kahraman olamaz
mı?
Ruhun şad olsun Byerley Türk..
Recent Comments