Günlerdir yememişti,
Açtı.......
Uzaklardan geçen,
Ceylan sürüsüne,
Bir kez daha baktı.
Bu sene bahar iyi geçmişti,
Hayvanların hepsi,
Sağlıklı ve besiliydi.
Sürüde epeyi buzağı vardı,
Annelerinin etrafında,
Koşuyor, sıçrıyor,
Çığlıklar atıyorlardı.
Kendi yavrularını anımsadı,
Sütü kesileli epeyi olmuştu,
Hepsi açtı, perişandı.
Bir ana olarak görevini yapmalıydı,
Tehlike çanları,
Çitalar için de,
Çalmaya başlamıştı.
Uzun otların arasına uzandı,
Sürüyü sürekli gözaltına aldı,
Aralarında epeyi mesafe vardı.
Şafak söktü,
Bulutlar kırmızıya büründü,
Sonra birden ufukta,
Koca bir akbaba,
Göründü,
Geniş kanatları ile sanki,
Kızıl bulutlara,
Hükmediyordu.
Süzüldü, alçaldı,
Akbaba,
Ceylanlara doğru yöneldi,
Uzaklarda,
Bir sırtlan çığlık attı,
Bir baykuş söylendi.
Acele etmeliydi,
Zaman, aleyhine işlemekteydi,
Birden bir buzağı dikkatini çekti,
Ne olduğunu o da,
Henüz anlamamıştı ama,
Bu hayvan diğerlerinden farklı idi,
Fazla neşeli, hareketli görünmüyordu,
Anasıyla beraber yürüyor,
Koşuyor, sıçrıyordu ama,
Hareketlerinde hafif bir ahenksizlik,
Belli belirsiz bir sakarlık,
Göze çarpıyordu.
Daha büyük bir ilgiyle,
İzlemeye başladı buzağıyı,
Hiç kuşkusu kalmamıştı artık,
Buzağının hareketlerinde,
Hafif bir uyumsuzluk,
Belli belirsiz bir yavaşlık,
Vardı.
Ayakları üzerine dikildi,
Önce kısa adımlarla ilerledi,
Niyetini asla belli etmemeliydi.
Giderek hızlandı,
Sonunda otlardan çıktı,
Savanada sürüye doğru,
Delicesine koşmaya başladı.
Sürüye büyük bir hızla daldı,
Ceylanlar etrafa çil yavrusu gibi,
Dağıldı.
Göz koyduğu buzağıya yöneldi,
Kısa bir izlemeden sonra,
Anasının çığlıkları arasında,
Kaçmaya çalişan buzağının bacağına
Bir çelme taktı.
Hızla, yerde yuvarlanmakta olan buzağının
Boğazına yöneldi ve onu,
İri, uzun dişleriyle gırtlağından yakaladı.
Muradına ermişti sonunda,
Gözlerini çevirdi,
Ve bir kez daha
Baktı kurbanına.
Bakışlarıyla sanki,
Özür diliyordu,
Etoburluk onun,
Yaşam zorunluğuydu.
Sesi, soluğu çıkmıyordu,
Buzağının,
Tutar yeri yoktu,
Zavallının.
Ama yine de,
İri, kara gözlerinde
Ne korku vardı,
Ne suçlama,
Ne acı vardı,
Ne yakınma.
Yaşama isteğini ise,
Asla yitirmemişti,
Onu hala hayata bağlayan,
Kara gözleriyle,
Sanki yakından,
Tanımak istercesine,
Katilini süzdü.
Ondan korkmanın,
Artık bir anlamı yoktu,
Şu anda ona,
Anasından daha yakındı,
Herşeye rağmen,
Ruhu yine de hürdü.
İçi rahatladı birden,
Derin bir uykuya dalar gibi,
Gözleri kapandı,
Başı yavaşca yana düştü,
Gerildi, çırpındı ve öldü.
Annesi bir yandan kaçip,
Kendi canını kurtarmaya çalışırken,
Öte yandan arada bir geriye bakıp,
Yavrusunun sonunu anlamaya çalışıyordu.
Endişe dolu,
Güzel, sürmeli gözlerinde
Kin yoktu,
Nefret yoktu.
Yanaklarına dökülen
Bir iki damla yaşla,
Uzaklara,
Kan ağlayan,
Bulutlara baktı,
Sonra oradan,
Başı önünde,
Yenik ve ezik,
Derin derin,
İçini çekerek,
Sessizce uzaklaştı.
Daha kat edeceği,
Uzun bir yol vardı.
Savanada bir dram yaşanmıştı.
Daha ne dramlar tekrarlanacaktı.....
HACI
Recent Comments